CLICK HERE FOR THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES »

28 Aralık 2007

baba göbeği

efendim bu yazım daha çok biz kız çocuklarıyla ilgilidir. küçücük bir kızkene babalarımızın göbeği (göbüşü) bizim için çok kıymetlidir. çünkü; herhangi bir ortamda sıkılıp, utanma durumunda kafamızı göbeğine gömmek suretiyle sarılıp sığındığımız kutsal yerimizdir. adeta bizim için bir kaçış , bir sığınma yeridir. güvende olduğumuzu hissettiğimiz nadir yerlerden biridir. mutluyuzdur ayrıca. çünkü biliriz ki başımızı göbeğe yaslayıp, gözlerimizi kapattığımızda artık kimse bize dokunamaz, zarar veremez.
öyle işte babam canım babam..

27 Aralık 2007


dün gece 'şizofren'e mesajımı yazdıktan sonra hemen yattım. yatar yatmaz uyumuşum. 1.5-2 saat sonra depremle uyandım. annem yine panik olmuş halde. herkes dışarı çıkıyor çıksak mı diyor. dedim anne 5. kattayız(=en üst kat). inmemiz anlamsız ki ineceğimizde sokak arası yani evden daha tehlikeli kötü bişey olacak olsa(binaların yıkılması gibi ileri bir durum) sokakta hepsi üstümüze gelir. ayrıca buz tutarız şu an dışarı çıkarsak dedim. gel yanıma yat birlikte uyuruz dedim ama nafile. saat 5e kadar oturmuş annem. sonra yatmış.


sabahın köründe uyanıp titreyerek okula gittim. imza alıp bıraktılar. sinirlendim tabi biraz. uykum vardı çünkü ve hava soğuktan da öteydi (ki hala öyle ama evde bunu daha az hissediyorum). çıktım, eve geldim. refik'imin yemini verdim. minnakla oynadım sonra biraz. kendime sıcacık nar çayı yaptım. biraz ödevle ilgili araştırma yaptım. birazdan ya film izlicem ya da şekerleme yapıcam.


şimdilik bu kadar..

kısa bir ara..


sıkıldım

yoruldum

karıştım

çözülemedim

finaller için motivasyona ihtiyacım var

gitmek istiyorum

konuşmak istemiyorum
yine sadi güran.
...

budur halim.

23 Aralık 2007

full house=bizim ev

çocukluğumun dizisidir. bizim ev diye yayınlanırdı. ilkokul zamanlarımda okuldan gelir gelmez izlediğim ve hiç bitmesin istediğim diziydi. kanal d'de yayınlanırdı. ordaki çocuklarla ki onlardan en küçükleri mary-kate ve asley olsen'di birlikte büyüdüm diyebilirim. tabi dizi burda daha geç yayınlandı haliyle ama ben takip ettim onları (=

dizi 1987-1995 yılları arasında çekilmiş. bu da demek oluyor ki 2zler en son 9yaşındalarmış bu dizide.

daniel babaydı, az biraz saftirik ve evde en normal görünen oydu
jesse amcalarıydı. gitar çalardı. yakışıklıydı, kız peşinde koşardı en sonunda rebeccayla evlenip çok sevimli ikizleri olmuştu. "merhameeet" diyip dururdu.
joey vardı şakalar, komiklikler, taklitler yapar, çizgifilm izlerdi
d.j en büyük kızdı kimi adında salak ötesi bir arkadaşı vardı
stephanie ortanca kızdı. pek sevmezdim onu.
michelle işte benim favorimdi en küçük kız. çok sevimli çok bilmiş bişeydi. o evde yaşayan populasyonda en zeki insandı (=
isimlerini hatırlayamadım bir de ilerleyen bölümlerde cesi amcanın ikiz çocukları vardı.onlarda çok sevimlilerdi.

...

öyle işte geldi birden aklıma geldi yazmak istedim falan filan..
buyrun bu da hatırlamayanlara küçük bir hatırlatma




22 Aralık 2007

bu şarkı sizde de aynı etkiyi yapıyor mu?

21 Aralık 2007

"balıksız içilmez"



"içki yasaklanabilir. açık söyleyeyim bence bir mahsuru yok. ama rakı asla…

çünkü bilmeyenler öyle zanneder ama, aslında “ içki ” değildir rakı.

yurt sevgisidir örneğin, iki tek attın mı ‘n'olacak bu memleketin hali ? diye endişelenmezsin aksi olsa da…

tıp bazen çaresizdir, o ilaçtır. gurbete bile iyi gelir.

kontörsüz muhabbettir. büst gibi oturan adamın bile çenesini açar,gülümsetir.kahkahadır. hatıraları kaydeden bir hard disk'tir. botoks'tur bir nevi, en kaknemi bile başka görünür gözüne. çirkin kadın yoktur, az rakı vardır…

içilir güzelleşilir.
herkesin gençlik hatası olabilir. bira içersin. sonra da para kazanıp tenise başlayınca şarap içmeyi matah zannedersin. amerika'da tır şoförlerinin içtiği viskinin dublesine etiler'de tır parası ödersin, ayrı…

ama kürkçü dükkanıdır. döner ,dolaşır gelirsin.

orhan gencebay'dır. entel barlarda,sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın…ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin… istediğin kadar ağız,burun kıvır ‘altın plağı' hep o alır. tatlıses'dir. realitedir. çocuktur, ağlarsın.

hele beyaz”p”eynir ile “k”avun olursa sağında ve solunda. örgüttür. prk (peynir-rakı-kavun)… ama bölücü değil.birleştirici… türk'ü, de içer, kürt'üde, laz'ıda … sor bak, ermeni'si de, rum'u da, yahudi'si de içer. ab' cidir. çünkü rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, kıbrıs'ı veresin gelir.

madem yasaklayacaksın rakı'yı…. neden balık avlıyorsun o zaman. şerbetle mi yiyeceksin lüfer'i. ne anlamı var deniz börülcesinin, roka'nın, radika'nın, cibezin…
inek'miyiz biz.

yoksa şakşuka'yı şarkı mı zannediyorsun.
yanlış şiir okuyorsun azizim.

oku bak ne diyor dünya güzeli orhan veli…

şiir yazıyorum
şiir yazıp eskiler alıyorum.
eskiler verip, musikiler alıyorum.
bir de rakı şişesinde balık olsam……"


cemil ciğerim
11.12.2007 - cumhuriyet => tarım gıda hayvancılık

18 Aralık 2007

eğlenceli birgünün ardından eve yürürken çok eskilerden bir şarkı takıldı dilime..

senle topla beni
çarp uzaklarla
ekle sensizliği
böl saatlere
ne kaldı , ne kaldı???

evet nilüfer'in (ve) melankoli'si. vurguluyorum Nilüfer'in! kayahan'ın değil! oldum olası sevemedim o adamı. hiçte güzel söyleyemiyo ayrıca o güzelim şarkıları hıh! benim Menekşe(!) sesli nilüferim çok daha güzel söylüyor, çok çok daha güzel (=

yarın ulaş'ım gelicek ankaraya, ceren'im gidicek ankaradan.. sonuç=ankaranın sabiti yine benim!
big lebowski'yi izledim. bugün parfume'yi izleyebilirim. ama sanırım dayanamayıp jeux d'enfants'ı izlicem (= eğlenceli bir filmdi.

yazamıyorum ya daha fazla zorlamicam..

11 Aralık 2007

hayat şaşırtıcı tesadüflerle doluymuş..

garipmiş gerçekten.. hiç tanımadığın bir insan.. yani hakkında tek bildiğin yaşıtın olduğu ve son bilmem kaç aydır dinlediği müzikler.. yazılan upuzun mesajlar.. aynı sıkıntılar, aynı istekler(küçük bir farkla: o burda olmak isterken ben orda olmak istiyorum) habersiz atılan son mesajların içeriğinin neredeyse aynı olması.. huzur arayışı, özgürlük isteği.. tek değilmişim demek ki.. sevinsem mi, üzülsem mi?
(olmalı mı olmamalı mı? yoksa hiç değişmemeli mi? ama ben değişmezsem ben olamam ki!!)

09 Aralık 2007

Ahh istanbul sen de beni unutmuşsun..

05 Aralık 2007

aralık 5

sıkkın ve bıkkınım. tam 1 aydır vizelerim devam ediyor. en sonunda hiç çalışmadan bi vizeye gircem. hadi hayırlısı..

02 Aralık 2007

ören bayan olasım var bugünlerde.
şöyle küçük, sakin bi balıkçı kasabasında, sobanın yanında perdelerim açık , karşımda deniz manzarası cama yağmur damlaları düşüyor.. kahvem yanımda, elimde örgüm, arka fonda güzel bi müzik.. televizyon yok..
bolca kitap ve huzur.. stres yok, sınav yok, projeler yok, halledilmesi gereken işler, sorunlar yok.. (mümkün değil biliyorum .)

neyse işte böyle şeyler istiyorum bu ara.. 3 aydır ankaradan çıkmadım ve iyice bunaldım. kaçamak vaktim geldi de geçiyor. bakalım ne zaman neresi..