bir dönem daha bitti işte. başladığımda nasıl biter bu okul derken 3.seneme başlayacağım. zaman öyle ya da böyle çabuk geçiyo.
ankara'da okumaya alıştım mı bilmiyorum. ama geçen seneki kadar acı çekmediğim kesin. ama monotonlaştı herşey. tekdüze yaşadım. okul-halk dansları-ev-sınavlar. yeri geldiğinde gezip tozdum. m. ile tanıştım. eksik birşey vardı hep. o eksiği yeni farkediyorum daha. ben bu sene hiç hayal kurmadım. sanırım onlarında gerçekleşmemesinden korktum/korkuyorum. sanki hayalini kurunca gerçekleşmeyeceklermiş gibi. memnun değilim bu gidişattan. hayal kurayım ki birşeyler yapayım. beni tetiklesin değil mi? ertelemekten bıktım birşeyleri..
bu aralar iyice sıkılmaya başladım. ankara yeterince sıkıcı üstüne üstlük çok sıcak, dışarı çıksan çekilmiyor, evde dursan daha fena. yine dolmuşum bu aralar çevremde olup bitenler beni yormaya başladı. ama bu klasik, arasıra gelirler bana öyle.
güre'ye gideceğim günü iple çekiyorum. benim ilacım orası. neden nasıl bilmiyorum ama öyle. kafamı toparlamam gerektiğinde, kaçmak istediğimde, yalnız kalmak istediğimde, sevdiklerimle olmak istediğimde orda oldum hep. her durumda beni kendime getiriyor. doğru kelime: huzur.
haftaya gidiyorum derken bugün tesadüfen önce istanbul'a gideceğimi öğrendim. anneannemle gidip ordaki birkaç küçük işi halledip kuzenle birlikte ordan geçicekmişiz güre'ye. birkaç gün öncesine kadar havada taklalar atardım istanbul için. bugün hiç içimden gelmiyor. bu sefer gittiğimde kimseyi de aramayacağım. bıktım aramaktan isteyen kendisi bulur nasıl olsa.
bugün kavak yellerini izlerken başından sonuna ağladım. diziyle alakasız. iyi geldi ama.
insanların sevgililerinden bağımsız davranamamalarını, düşünememelerini anlayamıyorum. yani tamam bir noktaya kadar anlıyorum ama yok zorlayamicam daha fazla. lütfen benden sizi anlamamı ve tatmin etmemi istemeyin artık.
aşırı hırslı insanlardan nefret eder düzeye geldim artık. gözleri kör oluyor resmen. kırıp geçiriyorlar etrafı. zararı kendilerine. umarım farkederler en kısa zamanda.
herneyse ben haftaya gidiyorum ve büyük ihtimalle 4 ağustosa kadar da dönmeyeceğim.(keşke hiç dönmesem.)
7 ağustosta tayvan'dan misafirim gelicek. 5 gün birlikteyiz. ve sonra nihayet 15 ağustos gibi 10 kişi yıllardır hayalini kurduğumuz tatil planını gerçekleştiricez. umarım b.'nin gazabına uğramayız son anda. puff. ömrümüzü yedi valla.***
p.s: tatil için kitap önerileri bekliyorum .

5 yorum:
parfümün dansı tabii ki, tom robbins iyi gider.
maeve binchy yeni kitap çıkarmış gümüş yıldönümü diye, güzel hoş bir havası var, yaz kitabı demeli belki de.
15 ağustos benim doğum günüm ki, tatile çıkmak için şahane bir zaman. ankaraya gelince cidden çok sıcaaaaaaaaaak.
heyo parfümün dansı'nı iyiki hatırlattın. dost'a her girdiğimde elime alıp önünü arkasını güzelce okuyup ayy bi dahaki sefere kesin almalıyım dediğim kitap. sanırım okumak için doğru zaman (=
doğum gününü şimdiden kutlamam biraz anlamsız olur; ama gitmeden önce bir mesaj bırakıciğim efendim size.
teşekkürler (.
ni demek ben bunu hatırlatmak için dolanıyordum buralarda :)
bu arada ben de aynı yazarın ağaçkakan diye bir kitabını aldım, başarılı bir şeye benziyor, okuyunca onu da tavsiye edeceğim muhtemelen.
doğum günümü kutladın saydım bile, teşekkür ediyorum :)
her konuda her türlü tavsiye açığım. sen hep dolan buralarda (.
git ama çok kalma. sonra insan ben nereye aitim demeye başlıyo ki bu sorunun cevabı yok gibi. zor yani.
adam fawer önce olasılıksız sonra empati sini okumanı arz ederim =.)
saygılar ..
Yorum Gönder